Volkan Koçak / Adam Öldüyse - Yaşama Uğraşı

29 Eylül 2022 Perşembe

Volkan Koçak / Adam Öldüyse



Yerde yatan cesedin üzerinden geçiyor, mutfağa yöneliyor, kaynayan suyu da Nescafe için kullanıyor, bana özel kupaya dolduruyor, beklemeye geçiyorum. Cesedin bekleme süresi ile Nescafe'yi aynı tutuyorum. Uzaktan bakınca cinayet olağan bir olay değildi. Polisi henüz aramıyor, adamın kim olduğunu çözmeye çalışıyorum. Kesinlikle benim masum olduğuma, evin benim olmasından başka bir ayrıntının olmadığına kim inanır? Eğer bu bir şaka ise berbat görünüyor.

Elimde bardak etrafı incelemeye başlıyorum. Bir yerde bile görme ihtimalim yoktu. Ellerime eldiven takıyor, usulca cebine giriyor, kedi gibi sokuluyor, o an da tam bir katile benziyorum. Beni bu halde polisler görse eminim kurtulma ihtimalim olmazdı. Adam her an kalkacak gibi görünüyor. Allah'tan fazla su koymuşum. Helin'in bardağını ona veririm, diye planlıyorum. Yedek bir bardak arayışına geçiyor, Helin'in gazabından korkuyorum. Adamın ayaklarından tutarak banyonun önüne sürüklüyorum. Ne amaçla yaptığım hakkında bir fikrim de yok. Tekrar mutfağa giderek bir bardakta adama ayarlıyorum. Acaba sade kahveden mi hoşlanır! Bunu hiçbir zaman öğrenme şansım olmayacaktı. Bilmeme rağmen merak ediyorum. Şu an hayatta olsaydı futbol muhabbeti yapardık. Aksam derbi vardı. O ise yerde yatmış, çoktan ölmüştü. Söz veriyorum mezarına giderek maçın skorunu söyleyeceğim. Gerçi hangi takımı tuttuğunu da bilmiyorum. Onu burada bırakmak mantıklı geliyor. Sert ve sağlam bir zemin işimi görürdü. Biliyorum ki bana innmayacaklar, en azından ilk başlarda. Belki de hiçbir zaman... Acaba beni biraz olsun anlamak isteyecekler mi! Keşke geçmişi görebilseydim. Adam kimdi ve benim evimde ne işi vardı. Tıpkı ansızın gelen misafirmiş gibi onu da rahat ettirmek istiyor, meyve tabağı hazırlıyor, yanına çerez koyuyorum. Normal bir günde kim ölmek ister ki! Adama daha dikkatli bakarak yaşını hesaplamaya çalışıyor, daha fazla hürmet ediyorum. Babam yaşlarında adam ölüyor, ben hala normal günüme devam ediyorum. Dış kapıyı açarak etrafa bakıyorum. Yerde duran çantayı görüyor, hemen onun olmalı, diye düşünüyorum. Tekrar eldivenlerimi takarak çantayı alıyor, yanına koyuyorum. Sanki eve yeni gelmiş izlenimi veriyor, Nescafe'yi de yanına koyuyorum. Filim kopuyor, köşeye sıkışıyorum. İtiraf etsem kaç yıl yerim? Nasıl olsa eldivenler elimdeydi. Hemen içini karıştırıyor ve adamın berber olduğunu görüyorum. Hemen aklıma babam geliyor. Belki de sayısız berber girmiştir, evimize. Hemen hastaneyi arıyor, kendime de kızıyorum. Evin adresini vererek beklemeye başlıyorum. Adam öldüyse kendimi nasıl affederim! Ambulans on dakika içinde geliyor. Bende hem olayı anlatıyor, hem de araca biniyorum. Babamı da yolda arayarak olanları anlatıyorum. Babam, " Bir şey olmaz ona, dokuz canlıdır o." Diyor. Hayati tehlikeyi atlatan adam hemşireler tarafından odaya taşınıyor. Maç saatinin yaklaştığını da biliyor, adama olan saygımdan bir şey demiyorum.

Adam doğruluyor, " Şükürler olsun maçı izlemeden ölmeyeceğim.” Diyor. Bir birbirimize alıştıktan sonra orta kahve sevdalısı olduğunu öğreniyorum. Maçın özetlerini izlemeye karar vererek kahve söylüyoruz.



Her şey derbi için...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder